Ana içeriğe atla

DENİZ YILDIZI





Bir lise sınıfı düşünün.
Hepsi bilgiye aç 
ve 
Hepsi kendine bir rol model arıyor. 
Başlarında bir öğretmen düşünün.
Hiçbirimizin dinlemekten keyif almadığı ve dersinde oldukça sıkıldığımız.
"Ben dersimi anlatır giderim, maaşımı da paşa paşa alırım"cı öğretmenlerden.
Bana aylar önce bir sınıf emanet edildi. 
ve 
Öğretmenlerinin olmaması sebebiyle o günkü dersi benim anlatmam söylendi.

Ders: Edebiyat

Konu: Hikaye 

Sınıfa girdim ve öğrencilerimin hepsi gözümün içine bakıyordu. Konumuz eğlenceli fakat alışmış oldukları bir düzen var. Sıkıcı ders anlatımları...
Hepsinden bir ses "Hocam yazmayalım, hocam serbest bırakın ya da siz bize hikaye anlatsanız geçen anlattığınız gibi..."

"Peki" dedim.
İstek büyük yerden.
Öğrencilerimden.
Zaten bir öğretmen için öğrencilerinden daha değerli ne olabilir ki.

Ablamdan duymuştum bu hikayeyi.
Neticede o da bir öğretmen abla olmasının dışında. 

Hepsinde bir sevinç, gözleri ışıl ışıl parlıyor hepsinin. Can kulağıyla beni dinliyorlar.

Hikayenin adı "Deniz Yıldızı".
Belki duymuşsunuzdur.

"Her gün sahile giden bir adam, sahildeki deniz yıldızlarını alıp denize atıyormuş ve bir gün karşısına biri çıkmış ve adama sormuş:
-Ne yapıyorsun?
Adam cevap vermiş:
-Deniz yıldızlarını ait oldukları yere, denize atıyorum.
Karşılığında gelen cevap:
-Ohooo, bununla uğraşıcaksan bitmez. Yol boyu deniz yıldızı var. 
Adam yere eğilip bir deniz yıldızını daha alıp denize atmış ve dönüp:
-Olsun bak bir tanesini daha kurtardım. demiş "

Sizler benim Deniz Yıldızımsınız. Ben istiyorum ki hepiniz çok güzel denizlerde, çok güzel  okyanuslarda yaşayın. Benim için birinize bile dokunmak o kadar kıymetli ki. Hepiniz çok değerlisiniz. 

Hepsinin yüzünde bir gülümseme.
İnanır mısınız gözleri dolan öğrencilerime bile rastladım. 
Birbirinden güzel, birbirinden anlamlı sözler geldi kulağıma.
"Hocam siz harika bir hocasınız, sizin gibi bir hoca bir daha gelir mi, ne kadar romantiksiniz, biz şimdi sizin deniz yıldızınız mıyız ya siz ne güzel insansınız..."
Duygulanmamak imkansız.
Güzel olan sizsiniz. 

Dersimiz elbet devam etti. Bir hikayeyle geçiştirmedik.
Neticede bir öğretmeniz.
Tabi arada bu tarz dersleri de vermek şart. 
Duygusallığımızı bir kenara bırakarak hikaye tamamlama oyunumuzla hikayeyi eğlenceli bir şekilde öğrenelim istedim. Hikaye nedir? Nasıl yazılır? İçinde neler olmalı? Hepsinin cevabı bu oyundaydı.

"Gençler hikayenin sonu benden, başı sizden. Alalım soruları. Yalnız sadece evet ya da hayır diyeceğim sorular olsun. Hayal gücünüze güveniyorum."
Birbirinden ilginç soruların ardından gelen vurucu soruyla hikayeyi tamamladılar.

Ders bitti. 
"Hocam bir sonraki dersimize de siz gelin. Hiç bu kadar keyifli ders işlememiştik."
dediler.

Sanırım hayatımda duyduğum en güzel sözlerden biri de buydu.
Hayatına dokunabildiğiniz insanlar varsa kıymetini bilin. Çünkü onlar da bir şekilde sizin hayatınıza dokunuyor.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabahattin Ali - "Değirmen" üzerine

02.06.2015 Çekeryazar SABAHATTİN ALİ, HİKÂYECİLİĞİ VE DEĞİRMEN HİKÂYESİ ÜZERİNE BİR İNCELEME            Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907’de Gümülcine’de doğmuştur. Bir yıl boyunca Yozgat’ta öğretmenlik yapmıştır. 1928 yılında Almanya’ya gitmiştir. 1930 yılında geri dönmüş ve Konya, Ankara ve Aydın illerinde bulunan ortaokullarda Almanca öğretmenliği yapmıştır. 1948 yılında Markopaşa adlı gazetesinde yayınlanan bir yazısı yüzünden tutuklandı. Üç ay boyunca hapis yattı. Serbest kaldıktan sonrada izlendiği için yurt dışına kaçmak istedi. Fakat Kırklareli civarında öldürüldü. Irmak dergisinde çıkmış olan ilk yazılarından sonra öykücülüğe realist bir anlayış getirmiştir.             Sabahattin Ali’nin hikâyelerine bakacak olursak Sabahattin Ali hikâyelerinde olay insanıdır. Olayların hikâyelerinde önemi çok büyüktür. Olay düzenine sahip bu hikâyelere de mauppasant hikâyeler di...

ÇIĞLIK

İnsanlar duymuyordu, Duvara astım bütün sessizliğimi, Duvarlar yıkılacaktı. Tek desteğim kitaplardı. Şimdi Bütün sessizliğim, Sayfa aralarında Birer Çığlık.