Ana içeriğe atla

DOĞUM SANCISI



Herkesin uyuduğu saatler.

Ayşe Teyzenin
Pencereden komşusuna
Laf atmadığı,
Çaycı Osman Ağabeyin
Esnafa çay satmadığı,
Bakkal Remzi Amcaya
Ekmeğin gelmediği,
Ali'nin Veli'nin bir türlü buluşup
Top oynamadığı,
Hatice Ninenin ilacını 
Almadığı saatler.
Dağların aralandığı,
Huy olduğu bilinen
Mavinin güneşle buluştuğu,
Kuşların bulutlarla dans ettiği,
Rüzgarın yüzünü okşadığı
Saatler.
Gökyüzünün en güzel Doğum Sancısı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabahattin Ali - "Değirmen" üzerine

02.06.2015 Çekeryazar SABAHATTİN ALİ, HİKÂYECİLİĞİ VE DEĞİRMEN HİKÂYESİ ÜZERİNE BİR İNCELEME            Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907’de Gümülcine’de doğmuştur. Bir yıl boyunca Yozgat’ta öğretmenlik yapmıştır. 1928 yılında Almanya’ya gitmiştir. 1930 yılında geri dönmüş ve Konya, Ankara ve Aydın illerinde bulunan ortaokullarda Almanca öğretmenliği yapmıştır. 1948 yılında Markopaşa adlı gazetesinde yayınlanan bir yazısı yüzünden tutuklandı. Üç ay boyunca hapis yattı. Serbest kaldıktan sonrada izlendiği için yurt dışına kaçmak istedi. Fakat Kırklareli civarında öldürüldü. Irmak dergisinde çıkmış olan ilk yazılarından sonra öykücülüğe realist bir anlayış getirmiştir.             Sabahattin Ali’nin hikâyelerine bakacak olursak Sabahattin Ali hikâyelerinde olay insanıdır. Olayların hikâyelerinde önemi çok büyüktür. Olay düzenine sahip bu hikâyelere de mauppasant hikâyeler di...

ÇIĞLIK

İnsanlar duymuyordu, Duvara astım bütün sessizliğimi, Duvarlar yıkılacaktı. Tek desteğim kitaplardı. Şimdi Bütün sessizliğim, Sayfa aralarında Birer Çığlık.

DENİZ YILDIZI

Bir lise sınıfı düşünün. Hepsi bilgiye aç  ve  Hepsi kendine bir rol model arıyor.  Başlarında bir öğretmen düşünün. Hiçbirimizin dinlemekten keyif almadığı ve dersinde oldukça sıkıldığımız. "Ben dersimi anlatır giderim, maaşımı da paşa paşa alırım"cı öğretmenlerden. Bana aylar önce bir sınıf emanet edildi.  ve  Öğretmenlerinin olmaması sebebiyle o günkü dersi benim anlatmam söylendi. Ders: Edebiyat Konu: Hikaye  Sınıfa girdim ve öğrencilerimin hepsi gözümün içine bakıyordu. Konumuz eğlenceli fakat alışmış oldukları bir düzen var. Sıkıcı ders anlatımları... Hepsinden bir ses "Hocam yazmayalım, hocam serbest bırakın ya da siz bize hikaye anlatsanız geçen anlattığınız gibi..." "Peki" dedim. İstek büyük yerden. Öğrencilerimden. Zaten bir öğretmen için öğrencilerinden daha değerli ne olabilir ki. Ablamdan duymuştum bu hikayeyi. Neticede o da bir öğretmen abla olmasının dışında.  Hepsinde bir se...